Bu kitabın isminde bir “yeraltı edebiyatı” havası var, yanıltıcı olmasın, öyle bir kitap değil kendisi. Sanırım ilk söylenecek şey şu olmalı: şunun 1881’de yazıldığına inanamıyorum, asla inanamıyorum. Bu kadar erken bir dönemde bu kadar modern bir dil nasıl kullanılır, okurla böyle bir iletişim nasıl kurulur, hakikaten olacak iş değil. Carlos Fuentes’in, Javier Marias’ın filan Machado de Assis hayranı olmalarının sebepsiz olmadığını, kendisinin Latin Amerika edebiyatının en bi kurucu babalarından sayılmasının, Borges’in halefi kabul edilmesinin sebebini anladım. (Salman Rushide ne demiş? “Borges, Gabriel Garcia Marquez’i mümkün kıldıysa, Assis’in de Borges’i mümkün kıldığını söylemek abartılı olmaz.”) Kendini kesinlikle ciddiye almayan bir kitap bu ki ben buna bayılırım. Anlatıcı, ölümünün ardından hayat hikayesini yazmaya başlıyor. Çokça ironik bir dille yapıyor bunu ve kendini de, yazdıklarını da ciddiye almadığı gibi, okuru da pek ciddiye almıyor. (Sık sık yazardan bazen komik hakaretlere varan tatlı azarlar işitiyoruz.) Kitap o kadar iyi başladı ki ben heyecandan ne yapacağımı şaşırdım, özellikle ilk 50 sayfayı kahkahalar ve hayranlıkla okudum. Ancak daha sonra anlatıcımız aşık oluyor ve öykü buralarda biraz çoraklaşıyor. (Aşık insan da aslında ne sıkıcıdır di mi, bunu da bir kez daha anımsadım.) Neyse, ama genel olarak epey sevdiğim bir kitap oldu “Mezarımdan Yazıyorum”. Bir de tekrar: 140 sene önce yazılıp hala bu kadar diri kalan kaç kitap var ki? Assis de, kahramanımız Bras Cuba da mezarında olabilir, kitabıysa basbayağı capcanlı.
Mezarımdan Yazıyorum[s.l] : Jaguar Kitap, 2020. - ISBN 9786056374326.Mezarımdan Yazıyorum[s.l] : Jaguar Kitap, 2020. - ISBN 9786056374326..
Mezarımdan Yazıyorum
R.E. Altinay
2020
Abstract
Bu kitabın isminde bir “yeraltı edebiyatı” havası var, yanıltıcı olmasın, öyle bir kitap değil kendisi. Sanırım ilk söylenecek şey şu olmalı: şunun 1881’de yazıldığına inanamıyorum, asla inanamıyorum. Bu kadar erken bir dönemde bu kadar modern bir dil nasıl kullanılır, okurla böyle bir iletişim nasıl kurulur, hakikaten olacak iş değil. Carlos Fuentes’in, Javier Marias’ın filan Machado de Assis hayranı olmalarının sebepsiz olmadığını, kendisinin Latin Amerika edebiyatının en bi kurucu babalarından sayılmasının, Borges’in halefi kabul edilmesinin sebebini anladım. (Salman Rushide ne demiş? “Borges, Gabriel Garcia Marquez’i mümkün kıldıysa, Assis’in de Borges’i mümkün kıldığını söylemek abartılı olmaz.”) Kendini kesinlikle ciddiye almayan bir kitap bu ki ben buna bayılırım. Anlatıcı, ölümünün ardından hayat hikayesini yazmaya başlıyor. Çokça ironik bir dille yapıyor bunu ve kendini de, yazdıklarını da ciddiye almadığı gibi, okuru da pek ciddiye almıyor. (Sık sık yazardan bazen komik hakaretlere varan tatlı azarlar işitiyoruz.) Kitap o kadar iyi başladı ki ben heyecandan ne yapacağımı şaşırdım, özellikle ilk 50 sayfayı kahkahalar ve hayranlıkla okudum. Ancak daha sonra anlatıcımız aşık oluyor ve öykü buralarda biraz çoraklaşıyor. (Aşık insan da aslında ne sıkıcıdır di mi, bunu da bir kez daha anımsadım.) Neyse, ama genel olarak epey sevdiğim bir kitap oldu “Mezarımdan Yazıyorum”. Bir de tekrar: 140 sene önce yazılıp hala bu kadar diri kalan kaç kitap var ki? Assis de, kahramanımız Bras Cuba da mezarında olabilir, kitabıysa basbayağı capcanlı.Pubblicazioni consigliate
I documenti in IRIS sono protetti da copyright e tutti i diritti sono riservati, salvo diversa indicazione.




